İtfaiye Yangın Projelerini Kontrol Edemeyecek

İtfaiye Yangın Projelerini Kontrol Edemeyecek

Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç İTÜ Makina Fakültesi


İtfaiye Yangın Projelerini Kontrol Edemeyecek

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yayımladığı genelge doğrultusunda, yangın projeleri itfaiye elemanlarınca incelenmeyecek ve iskân kontrolleri İtfaiye tarafından yapılmayacak.Yangın projelerinin incelemesini ve iskân kontrollerini ilçe belediyeleri yapacak. Önleme, kurtarma ve söndürme olmak üzere üç sac ayağı üzerine kurulu olan itfaiyenin bundan sonra bir ayağı olmayacak. Daha doğrusu böyle bir kuruma artık itfaiye demek de doğru olmayacak. Belki Tulumbacılığa dönüş demek daha doğru olur. İtfaiye sadece bina kullanılmaya başladıktan sonra denetim yapacakmış. Denetim yapsa da yetkisi olmadığından sadece göstermelik olacaktır. Davulu başka kişi taşıyacak tokmağı başka kişi vuracak. Sevinen inşaat müteahhidi, arada ezilen vatandaş olacak. Avrupa’da projelerin itfaiye tarafından incelenmediği Türkiye’den başka bir ülke gösterilemez. Dünyada ender ülkelerden biriyiz, belki geri kalmış birkaç ülke vardır belki de tek ülkeyiz.

Bürokrasiyi azaltmak düşüncesiyle Başbakanlık tarafından, inşaat lobisi ve TOKİ’nin taşeronlarının baskısıyla, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin sadece tek bir cümlesi değiştirildi. Yönetmeliğin 6.maddesi 4.fıkrasından yazılı olan “Projeler; ilgili belediye itfaiye birimlerinin uygun görüşü alındıktan sonra, ruhsat vermeye yetkili merciler tarafından onaylanarak uygulanır” şeklindeki cümle, Bakanlar Kurulunun 12/03/2012-2012/2958 kararı ile Resmi Gazetenin 05/04/2012 gün ve 28255 sayısında bu cümle “Projeler;ruhsat vermeye yetkili merciler tarafından onaylanarak uygulanır” şeklinde değiştirilerek itfaiye birimlerinini görüşü alınır kısmı iptal edildi. Aynı tarihlerde, Şehircilik ve Çevre Bakanlığı tarafından “Yapı kullanma izinlerinde başvuru sahibinden bilgi ve belge istenmesine ilişkin esaslar” başlığı altında hazırlanan değişiklikler; 3 Nisan 2012 tarihli Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe sokuldu. Değişiklikte aynen “Yapı kullanma izni vermeye yetkili idarece, başvuru sahibinden kullanılan malzemenin irsaliye ve faturası, doğalgaz uygunluk belgesi, yangın güvenlik (itfaiye) raporu, sığınak raporu, emlak alım vergisi ilişik kesme belgesi, yapı denetim kuruluşu tarafından gerçekleştirilen temel, toprak ve ısı yalıtım vizeleri başta olmak üzere herhangi bir vize işlemi için ilgili idarece hazırlanacak onay belgesi, çevre düzenine ilişkin yazı, işgaliye borcu olmadığına ilişkin yazı,vergi dairelerinden vergi borcu olmadığına ilişkin belge, belediye tarafından alınan vergi ve harçların makbuzları ve buna benzer belgeler istenmez” denildi. Daha sonra 25 Nisan 2012 tarihinde Bakanlık yeni bir genelge ile uygulamanın başlatılmasını istedi. Bunun üzerine birçok Belediye, itfaiyede oluşturulan kontrol ekiplerini dağıttı. Kontroller ilçe belediyeler tarafından yapılmaya daha doğrusu yapılamamaya başlandı. İstanbul’da kontrollerin İtfaiyede yapılmasına devam edildi. Ancak, 9 Eylül 2014 tarihinden itibaren İstanbul’da da 1992 yılından beri devam eden yangın projelerinin itfaiye elemanlarınca kontrolü uygulamasına son verildi. Bundan böyle yangın projelerini her ilçe kendisi yapacak. Tüm dünyada yangınla ilgili proje ve iskan kontrolleri, denetimleri itfaiye tarafından yapılır. Avrupa’da ve Amerika’da itfaiye bu konuda tam yetkiliyken, ülkemizde bu yetki itfaiyeden alındı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgede onay için itfaiyeden görüş alınmasına gerek olmadığı belirtildi. Oysa, son yıllarda binalarda alınan yangın güvenlik önlemlerinin tamamı itfaiyenin desteği ve katkıları ile hayata geçirilmiş uygulamalardır. Gelişmiş ülkelerde itfaiye öncelikle önleme noktasında sorumluluk almaktadır. Bu uygulama ile itfaiye, önleme bilgisine ve sorumluluğuna sahip olamayacak ve dolayısıyla söndürme becerisi kazanamayacaktır. Bu şekildeki uygulama İtfaiyeleri eski Tulumbacılık dönemine götürmektedir. Proje ve iskan kontrollerinin ilçe belediyeler tarafından, işletme kontrollerinin ise İtfaiye tarafından yapılması, yetki karmaşası ve kaos yaratacak, arada vatandaş kalacak ve zararını vatandaş çekecektir. Yangın tehlikesini mümkün olduğunca aza indirmek ve yangına çabuk müdahale etmek için daha binaların tasarımı döneminde bir dizi tedbir düşünmek,inşaat döneminde uygulamak ve işletme döneminde işlerliğini sağlamak gerekir. Bunları sağlamak için de ülke genelinde yürürlükte olan, yol gösterici ve zorlayıcı yönetmeliklerin olması ve bunların uygulanması gerekir. Ülkemizde, yakın geçmişe kadar, yangın denildiğinde hep itfaiye ve itfaiye denildiğinde söndürme akla gelmiştir. İtfaiye dışında, önlem ve eğitim hep ikinci planda tutulmuştur. Binalarda bulundurulması gereken yangın önleme, algılama ve söndürme sistemleri ve halkın eğitilmesi hemen hemen hiç düşünülmemiştir. Altı adet kum dolu kova, kazma ve kürek yangın söndürme sistemi olarak yeterli görülmüştür. İstanbul’da 1992 yılında ve ülke genelinde 2002 yılında yürürlüğe giren,“Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” günümüzde özellikle yüksek binalarda uygulanmaya başlanmıştı. Proje incelemesi ve iskân kontrolleri İtfaiyelerden alındığı için bundan sonra yönetmeliklerde yer alan birçok husus pratikte uygulanmayacak, inşaat müheahhitleri ilçelerden projeleri istedikleri gibi çıkaracaklar deyim yerindeyse istedikleri gibi at oynatacaklar ve her geçen gün yangın riski artacaktır. Bir yerleşim merkezinde meydana gelen yangınların sayısı ve çıkış nedeni; şehrin nüfusuna ve alt yapısına, halkın eğitim seviyesine, kişi başına tüketilen enerji miktarına ve enerji türüne bağlıdır. Kişi sayısı ve kişi başına tüketilen enerji miktarı arttıkça yangın sayısı artmaktadır. Türkiye’nin birçok yerleşim merkezinde;insan sayısı, bina sayısı, işyeri sayısı ve tüketilen enerji miktarı artarken yangın sayısı da artmaktadır. Artan yangın sayısı ile, ölüm ve yaralanmaların yanı sıra büyük miktarda hasar da oluşmaktadır. Türkiye’de yılda ortalama 100 bin civarında yangın meydana gelmektedir. Bu yangınlarda yüzlerce vatandaş yanarak ölmekte ve çok fazla sayıda kişi yaralanmaktadır. Bunların yanında birçok tarihi eser kül olmakta, aileler evsiz kalmakta ve çalışanlar işinden olmaktadır. Endüstri tesislerinde oluşan yangınlarda, üretim aksamakta, büyük ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Yangın sayısı artarken bürokrasiyi azaltmak düşüncesiyle proje kontrollerinini tfaiyeden alınması halkın güvenliğini riskaltına almaktadır. Türkiye’de, yapıların yangın güvenliğinin yeterli olmamasının nedeni; yapısal önlemlerin eksikliği, uygun malzemelerin kullanılmaması, algılama ve uyarı sistemleri ile söndürme sistemlerinin yeterli olmaması gelmektedir. Şehrin yol durumu,su durumu ve itfaiyenin gücü de etkili olan faktörler arasındadır. Yönetmeliklerin ve standartların uygulanmaması, bakım ve işletim esaslarına önem verilmemesi de yangın riskini artırmaktadır. Bunların yanında insanların kaderci yaklaşımlarının yangın sistemlerinin yeterli olmamasında önemli rolü bulunmaktadır. Türkiye’de insanların çoğunluğu “kaderci” bir anlayışa sahiptir ve her şeyi Allah’a emanet ederler. Bu zihniyet, yangın önlemlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bir şey olmaz mantığının oluşturduğu tedbirsizlik riski artırmaktadır. Yangın için yapılan yatırımların geri dönüşü olmaması, yangın güvenliğinin yetersiz kalmasında başka bir etkendir. Yangınla ne zaman karşılaşılacağı ve olup olmayacağının belli olmaması nedeniyle, yatırımcılar tarafından yangın önlemleri ölü bir yatırım olarak görülmektedir. Yaptırım caydırıcı olmadığı takdirde kimse yangın sistemlerini yaptırmak istememektedir. Çok az sayıda mimar ve işveren cangüvenliği konusunu öne çıkarmasına rağmen işverenlerin çoğu, bu konuyu dikkate almamaktadır. Bir şehrin yangın güvenliğinin sağlanması ve yangın riskinin azaltılabilmesi için dört ana konunun ele alınması gerekir. Bunlar;

a) Yapılarda alınan önlemler

b) Halkın eğitimi,

c) Şehrin alt yapısı (yol, su, trafik)

d) İtfaiyenin eğitimi ve teknik gücüdür.

Bu hususların birbirine paralel olarak gelişmesi gerekir. Özellikle yapılarda alınan güvenlik önlemleri yeterli değilse itfaiye ne kadargüçlü olursa olsun bir şey ifade etmez. Türkiye’de hızlı nüfus artışı ve sanayideki gelişmeler, nüfustaki ve buna bağlı olarak konut sayısındaki artış, zamanla eskiyen ve bakımı yapılmayan önleyici sistemler ve denetimsizlik sebebiyle Türkiye’de yangın sayısı hızla artacaktır. Yeni yapılan yüksek katlı binaların ise sadece % 50’ sinin güvenli olduğu söylenebilir. Türkiye’de son yıllarda meydana gelen yangınların asıl nedeni kullanılan kolay yanıcı malzemelerdir. Binalarda yalıtım ve mantolama amaçlı olarak özellikle poliüretan ve polistren gibi aşırı yanıcı malzemelerin kullanılması ve gerekli önlemlerin alınmaması sebebiyle yangınlar hızla büyümektedir. Yangının başlamasını, gelişmesini ve büyümesini hızlandıran bu malzemeler sebebiyle doğru müdahale ile kısa zamanda kontrol altına alınabilecek basit yangınlar bile kontrol edilemez boyutlara ulaşmaktadır. Yüksek binalarda özellikle cephelerde kullanılan malzemeler büyük önem taşımaktadır. Türkiye’de binalarda yangına karşı dayanıksız malzemelerin kullanılması Yangın Yönetmeliği ile sınırlandırılmıştır. Ancak kolay alev alan, yandığı zaman da su ile müdahale etmenin çok zor olduğu bu tip malzemeler denetimi yapılmadığı ve maliyet açısından uygun oldukları için çokça tercih edilmektedir. Bu tür malzemelerin kullanımı daha inşaat devam ederken kontrol edilmeli ve sakıncalı görülenler uyarılmalıdır. Oysa itfaiye sadece işletme döneminde denetleyeceği için İtfaiyenin işletme sırasında yapacağı denetimlerde yanlış malzeme tespit edilse bile bunların değiştirilmesi mümkün olamaz. Vatandaş itfaiye ile Belediye arasında kalacak; ruhsat veren Belediye, uygun görmeyen İtfaiye, arada kalan vatandaş olacaktır. Sonuç olarak, proje incelemelerinin ve iskan kontrollerinin İtfaiyelerden alınarak İlçe Belediyelerine verilmesi kaos oluşturacaktır. İlçelerde yetişmiş eleman bulunmadığı ve her ilçede yetiştirilmesi zor olduğu gibi,yetiştirilse bile her ilçe yönetmeliği farklı yorumlayacak, ilçeler arası uygulamalarda farklılıklar oluşacaktır.

 

"yangin.org.tr'den alıntıdır."